24 Ekim 2012 Çarşamba

Versace - Versus Uomo (1991)

"esans kalitesine baktığımızda oldukça yüksek olduğunu görüyoruz.."


 
Versus Uomo, 91 çıkışlı odunsu oryantal tarzında ve artık üretilmeyen bir versace kokusu. Yine de bulunabiliyor. Maskülen yapılı ve yüksek kalite çıkasına sahip bir ürün.

Versus Uomo' nun harmanı:

üstte: misket limonu, lavanta, yeşil notalar, mandalina, şeftali, petit grain, bergamut, limon
ortada: kişniş, karanfil, köknar, süsen kökü, yasemin, brezilya gül ağacı
altta: sandal ağacı, tonka fasulyesi, amber, misk, aselbent, vanilya, sedir

notalarından oluşuyor. Dolu dolu bir harman. Baktığımızda  çok güzel üst notların yanında, brezilya gülü gibi az kullanılan notaların de olduğunu görüyoruz. Fakat bu dolu ve heyecan yaratan harman kokuya yansımıyor. Sadece harmana bakarak parfüme güvenmemenin önemi ortaya çıkıyor. Harmanda ne yazık ki armoni yok. Benim de bu parfümü beğenemememin en önemli sebebi. Açılıştaki güzel notaların, alttaki kuvvetli ve burun büken notalar nedeniyle boğulması. Yoksa esans kalitesine baktığımızda oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Bugünün versace parfümlerinden çok daha yüksek bir kalite.



Parfümü ilk sıktığınızda kaliteli açılış size bu bir creed olmalı dedirtiyor. O kadar taze, doğal ve benzer karakterde. Turunçgiller çok canlı, limon ön planda. Fakat çok kısa bir süre sonra alttan sert notalar vurmaya başlıyor. Bunlar bana gül ağacı, kişniş ve pek sevmediğim süsen notaları gibi geldi. Süsen zaten başlı başına acımsı buruk bir nota. Gül ağacı da kuru sedirimsi/tatlımsı buruk yapısıyla dikkatli kullanılması gereken bir esans. Biraz fazla kullanılırsa kokuya genel bir ağırlık ve kuru burukluk verebiliyor. 

Bu aradaki acımsı buruk katman o kadar kuvvetli ki, alttaki tonka, amber, aselbent, vanilya gibi kuvvetli tatlımsı notaları bile baskılıyor. Dolayısıyla üstteki harika canlı turunçgil karışımı ve alttaki güzel tatlımsı karışım ara katmandaki acımsı, burukluk ile şiddetle baskılanıyor. Burnunuz istediğiniz yumuşak akışı elde edemiyor ve hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Keşke versace orta harmanı biraz daha sakin yapsaymış O zaman ortaya gayet beğenilesi maskülen, erkeksi ve kaliteli bir koku ortaya çıkacakmış. Belki de üretimden kalkması bu uyum problemleri nedeniyledir., kim bilir. 
 
Özetle, gayet güzel olacakken, yarım kalıp toparlanamamış bir koku gibi. Kompleks kokusu kötü değil ama harman başarısız. Bu da genel performansı düşürüyor. Halbuki ne güzel bir maskülen olabilirmiş. 

Fark edilirliği bende düşüktü ve tene çok yakın kaldı. Kalıcılığı ortalama. Uygun yaş gurubu için 30 ve yukarısı diyorum. Çok da hafif, herkese gelir bir parfüm değil. Erkeksi ve ciddi bir parfüm. Yaz dışında her zaman, günün her saati kullanılabilir. Bu tip eksi italyan maskülenlerine meraklıysanız deneyebilirsiniz, onun dışında büyük beklentilere girmemelisiniz.

Comme des Garçons - Comme des Garçons EDP (1994)

"Cdg' nin parfümleri sınırlarda dolaşmayı severler ama şu haliyle edp pek de olmuş denecek bir ürün değil.."

Sıradaki parfüm cdg' nin kendi adını taşıyan ilk parfümü. Üniseks olarak sunulan parfüm 94 çıkışlı bir şipre. Ancak alışılageldik şipre karakterinde olmadığını belirteyim.

CDG edp' nin harmanı:

üstte: muskat, tarçın, kakule, karanfil
ortada: kişniş, sedir, gül, sardunya
altta: laden, bal, sandal ağacı, tütsü, biber, kara buhur

notalarından oluşuyor. Bir şipre'ye göre turunçgil eksikliğini fark etmişsinizdir. Ama zaten parfüm koku olarak da oldukça farklı bir kokuya sahip. Kokudan önce harmana değinmem gerekirse harmanın kalite olara alışılageldik cdg kalitesinde olduğunu belirteyim. Notalar oldukça doğal ve canlı şekilde burnunuza vuruyor. Batan bir sentetiklik yok. Ancak harman uyumuna geldiğimizde iş değişiyor. Kakule ve sardunya notaları yer yer ne çıkarak buruk kokularıyla harmoniyi bozuyorlar. Kokunun genel karakterindeki tatlılığa uymuyor ve sivrilik yaratıyorlar.


Kokusuna gelirsek ben koku karakteristiği olarak bunu white' a benzettim. Ondaki nar notasını çıkardığımızda elde edeceğimiz kokuya benzeyecek bir yapısı var. Tatlımsı, hafif köşeli reçinemsi bir koku. Aslında kulağa güzel geliyor ancak parfümdeki köşelilik beğenilir olmasını azaltıyor. 

Açılış tarçın, sedir, karanfil, sardunya ve gül karışımı bir şekilde kuvvetli olarak başlıyor. Aradan kısa zaman geçince laden, buhur ve tütsünün tatlımsılığı genel olarak kokuyu tatlılaştırıyor. Yine buruk hafif bir ekşimsilik de white'daki gibi devam ediyor. 


 Zaten bu ekşimsi tatlımsılık çok da beklenilen bir şey değilken, aradan muskat ve sardunyanın buruk ve kuvvetli olarak vurmaları uyumu iyice bozuyor ve beğeniyi azaltıyor. Üstelik bu gidişat sonlara doğru yumuşamıyor ve bu şekilde devam ediyor. Dolayısıyla tek oturmuş bir harman yerine sanki 2 ya da 3 çeşitli karakterdeki parfümü aynı anda sıkmışsınız misali bir karmaşa yaratıyor. Cdg' nin parfümleri sınırlarda dolaşmayı severler ama şu haliyle edp pek de olmuş denecek bir ürün değil.


Özetle; alışılageldik cdg kalitesine rağmen, yeterince yoğrulmamış harmanı nedeniyle genel beğenilere pek uymayacak, sevilmesi kolay olmayan bir parfüm olmuş edp. Markanın diğer başarılı ürünlerini düşündüğümüzde hayal kırıklığına uğramamak elde değil.


Fark edilirliği ortalama altı, kalıcılığı ortalama. Yaş grubu 25 ve yukarısı diyorum. Yaz dışında her zaman ve günün ikinci yarısı kullanıma daha uygun. Deneyebilirsiniz, farklı kokuları seviyor dahi olsanız pek de türk kullanıcısının genel beğenisine uyacak bir parfüm olduğunu düşünmüyorum. Biraz zorlama olmuş bana göre. Bu bakımdan cdg alıyor olmanın büyük beklentisiyle hareket etmeyin. fotolar: http://www.hesmellsshesmells.com

23 Ekim 2012 Salı

Faberge - Brut (1964)

"Günümüz için biraz sert, eski kafa ve fazla maskülen kalıyor.."


64 çıkışlı aromatik bir fujer olan Brut' ü 25 yaş ve üzeri olup bilmeyen erkek sanırım yoktur. Bir zamanların en popüler parfümlerinden. Zamanında tıpkı avrupa'da olduğu gibi Türkiyede de çok popüler olmuş, her eve girmiş, çokca hediye edilmiştir. Yıllar içerisinde biraz kalitesinin düşmesinden, biraz da eski kafa kalmasından bugün artık kullanımı oldukça azalmış durumda. Ben yine de eksik kalmaması amacıyla kısaca incelemesini yazmak istedim. 

Brut' ün harmanında:

üstte: limon, bergamut, anason, fesleğen, lavanta, portakal çiçeği
ortada: yasemin, sardunya, ylang ylang
altta: sandal ağacı, kabe samanı, silhat, meşe yosunu, tonka fasulyesi, vanilya, misk, kumarin


video


notaları var. Tam dönemine has klasik notalar. lavanta, sardunya, meşe yosunu kalıplaşmış fujer dizilimi. Ama ne yazık ki meşe yosunu notasının doğalı yasaklar sebebiyle kullanılamadığından yapay yollarla benzeyen esanslar elde edilmeye çalışıyor. Onlar da pek başarılı değil. Biraz da bu yüzde 80ler dönemi parfümlerini günümüzde bulamıyoruz. Meşe yosunu olmayınca olmuyor. Neyse harmana bakarsak, brut gayet eski kafa bir parfüm. Harmanı zengin, vurucu. Çok kaliteli değil. Burun bükücü sentetik değil ama yapay notalar hissedilebiliyor. Islak, aromatik bir karakteri var. Anason, meşe yosunu ve fesleğen baskın notalar. Diğer notalar bunlar arasında eziliyor bu bakımdan çok başarılı bir harman değil.

Kokusuna gelirsek hafif tatlılaştırılmış, klasik 80'ler yeşil aromatik koku karakterine sahip. Eski berber dükkanıvari karakterindeki kokulardan. Ama bir rive gauche kadar güzel değil, biraz daha buruk, biraz daha yapay. Yeşillik bakımından bazen Paco Rabanne pour homme'u da andırabiliyor ama tabi daha alt kalitede olarak. Brut yüksek kalitede olması hedeflenmiş bir ürün değil. Dönemi için gerçekten tam 12' den vurulmuş bir koku karakteri varmış ama günümüz için daha ziyade bir tıraş losyonu olarak kullanılası bir parfüm.


video

Özetle; hafif fujer ögeleriyle zenginleştirilmiş, zengin aromatik bir yeşil parfüm. Günümüz için biraz sert, eski kafa ve fazla maskülen kalıyor. Tıraş sonrası losyon olarak uygun ama polo modern reserve, azzaro, rive gauche gibi günümüze daha uygun ve daha kaliteli parfümler varken brut' ün çok da fazla şansı yok diye düşünüyorum.


Uygulama miktarınıza göre teninize yakın kalabilen ya da bağırabilen bir parfüm. Kalıcılığı ortalama değerlerde. Yaz dışında kullanılabilir. Günün her saatine uygun. 35 ve üzeri klasik baba kokusu diyebileceğim ve ancak düşük bütçeyle maskülen parfüm arayanlara önereceğim bir ürün. Bu arada bunun kokusunu seviyorsanız Mama Bears marka tıraş sabunlarından brute versiyonunu şiddetle tavsiye ederim. Muazzam güzellikte kokusu olan çok başarılı bir tıraş sabunu.

video

Aramis - JHL Vintage (1982)

"Aramis' in en başarılı parfümü.." 



İşte Aramis' in gizli hazinelerinden bir tanesi. En azından ülkemiz için. Yurt dışında jhl bilinen bir parfüm olmasına rağmen ülkemizde duyan az. JHL' in açılımı Joseph Harold Lauder, Estee Lauder' in kocası. Kocasına hitaben bu parfümü çıkarmış. JHL odunsu karaktere sahip sıcak bir oryantal. Bir kaç sene önce yeniden formulize edip güncellenerek piyasaya sürüldü. Benim burada incelemesini verdiğim eski ve artık çok zor bulunan versiyon. 

JHL' in harmanı:

üstte: aldehitler, meyveli notalar, portakal, bergamut, limon, kırmızı biber
ortada: karanfil, köknar, tarçın, yasemin, ylang ylang, gül
altta: laden reçinesi, sandal ağacı, amber, silhat, misk, benzoin, vanilya


notalarından oluşuyor. JHL dolgun, gövdeli harmanlı sıkı bir parfüm. Notalar buruna doğal, sentetiklik yok. 80' lerin has oryantal maskülenlerinden. Yani tatlılıktan ziyade sıcaklığa yönelmiş kokulardan. Ben o dönemin kokularını ikiye ayırıyorum, yeşil kokular ve turuncu kokular olarak. Yeşiller misal polo genelde fougere, aromatik ve şipre olup çamsı, yosunsu, otsu kokularken, diğer turuncu grup ağır ve pudramsı oryantaller, bunlar da karanfilli, tarçınlı, viskimsi çok yoğun kokular oluyor. Ben bildiğiniz gibi ilk grubu çok seven bir kullanıcıyım. İkinci grubu oldum olası sevmemişimdir. Bu yeşil grup bile belirli bir yaş grubuna hitap ederken, turuncuların yaş grubunun oldukça yukarılarda olmasından kaynaklanıyor olabilir. İşte JHL bu ikinci grubun klasik örneklerinden koyu turuncu bir oryantal maskülen. Çoğunun yaptığı gibi elbiselerinizi turuncuya boyuyor, içerdikleri alt notaları barındırıyor ve çoğu gibi amber ve viski/konyak karışımı sıcak keskin bir kokuya sahip. 

Çeşitli platformlarda Aramis' in en iyi parfümü hangisidir diye sorduğunuzda en sık alacağınız cevap JHL' dir. Aramis ürün gamının pek çoğunu kullanmış birisi olarak Tuscany' den sonra bunu duyduğumda asla inanmazdım. JHL' i ilk kullandığımda da (yaş grubunun hallice altında olsam da)"hımm evet tarzına göre gayet başarılı, iyi harmanlı, doğal ve temiz ama o kadar da abartılacak bir olayı yok sanki" demiştim. Fark edilirliği hemen gidiyordu kaliteli bir koku olmasına rağmen. Yanıldığımı çevrenin tepkilerini görünce anladım. Artık kokuyu üzerimde hissetmeme rağmen "parfümün ne, parfümün güzelmiş" gibi pek çok yorumdan sonra anladım ki JHL gayet fark edilir olup bunu size beli etmeden yapan kokulardan. Yani bir süre burnunuz alışıyor. Tıpkı Romeo Gigli gibi. Ayrıca ben kokunun açık şekilde 40 yaş ve üzerine gidip, bende oldukça ağır kaldığını düşünmeme rağmen pek çok kişinin üzerimde beğenmesi de şaşırttı. Nette de başka kişilerden benzer yorumlar okudum. Dolayısıyla jhl işini gerçekten yapıyor. 

Yenilenmiş versiyon

Özetle; kalite hissiyatı oldukça yüksek olan, parfümden beklenilenleri başarıyla yerine getiren olmuş bir maskülen jhl. Bayık bir parfüm olmaması da avantajı. Yeni versiyonunun daha da günümüze uygun olacağını tahmin ediyorum. Aramis' in en başarılı parfümü. Genele göre biraz eski kafa kalabilir ama sınıfı ve dönemine göre çok dişli bir parfüm. Hatta tarzının en iyilerinden diyebilirim.

Kalıcılığı ortalama üzeri fark edilirliği yüksek. Sıcak yapısından dolayı sonbahar ve kış mevsimine uygun. Günün her vakti kullanılabilir. İçinizi ısıtacak bir koku. Uygun yaş grubu bence 35 ve üzeri. Gerçi görüldüğü üzere alt yaş grubunda da beğenilse de düzenli kullanımı çok mümkün olmayabilir. Eğer böyle 80'ler dönemi turuncu karanfil, konyak kokusu karışımını andıran, elbiselerinizi utanmadan turuncuya boyayacak sıcak oryantallere meraklıysanız mutlaka bulup edinmenizi öneririm. Benzeri yine başarılı bir parfüm olarak Joseph Abboud 'a bakabilirsiniz.

6 Ekim 2012 Cumartesi

Hermes - Eau d'Hermes (1951)

"tam anlamıyla olmuş ideal bir maskülen.."


50' li parfümler hep mi iyi çıkar bilmem ama, eau d'hermes benim en sevdiğim parfümlerden bir tanesi. Deri grubundaki, baharatlı turunçgil nüanslarını taşıyan bu parfüm, tıpkı orange spice gibi üniseks olarak sunulsa da, safkan maskülen bir erkek kokusu.

Eau d'Hermes' in harmanı:

üstte: tarçın, lavanta, bergamut, yonca, kakule
ortada: tonka fasulyesi, vanilya, yasemin, sardunya
altta: huş, deri, sandal ağacı, tonka fasulyesi, sedir

notalarından oluşuyor. Harman son derece doğal, kaliteli, yoğrulmuş ve uyum içinde. Köşelilik yok. Öne çıkan, rahatsız eden bir nota yok. Bununla beraber tıpkı orange spice gibi 50' lerden gelen bir koku olmasına rağmen; harman eski kafa ve parfüm "yaşlı adam kokusu" değil. Özetlersem, harman son derece başarılı.

Kokusuna baktığımızda ise, genel olarak hep gayet modern, tematik parfümler yapan Hermes'ten böyle bir maskülen canavar beklemiyordum itiraf edeyim. Çünkü genelde bu gibi yarı niche ve niche markalar basit bir klasik maskülen yapmayı pek beceremezler. Sofistike olmaya o kadar kaptırırlar ki, nihai ürünler hep sınırlı kesime hitap eder ve genel beğenilerden uzaklaşır. Bu yüzden niche olarak kabul edilirler zaten. Basit bir Safari gibi herkesin beğeneceği maskülen bir parfüm onlar için zordur. 

Ama Eau d'Hermes' te durum farklı. Koku tam da benim damak tadıma uygun. Ötesi, berisi, yapmacıklığı olmayan başarılı erkeksi bir koku. Açılışı tatlımsı, oturmuş bir bergamut yapıyor. Öyle modern kokulardaki gibi çok taze, çiğ şekilde değil de, durmuş, oturmuş eau sauvage tarzında. Buna kakule, lavanta, tarçın' ın tatlımsı aromaları ekleniyor. Daha sonra yine sandal ağacı ve tonkanın tatlımsı yumuşaklığı eşliğinde deri ortaya çıkıyor. Aradaki vanilya, yasemin gibi yumuşak notalar da bu güzel akışa destek oluyor. 

Tam olarak tanımlaması zor, kendiniz denemeniz lazım. Tatlımsı, ekşimsi, ferah ve yumuşak bir deri kokusu diyebilirim koku için. Gerçekten çok güzel kokuyor, gün içinde sürekli bilekleri koklatacak cinsten bir parfüm. Tarz olarak mdm'e benziyor ama ondaki hayvansılığın yerini bunda deri almış. Böylece daha sevilesi ve daha rahat kullanılabilir bir koku olmuş. Tabi ikisinin de yeri ayrı. Bu parfümden sonra teri temalı parfümlere ilginiz artacak, söylemedi demeyin.


Özetle; hakkında aslında pek de fazla destan yazılmaya ihtiyacı olmayan koku. Harman olarak çok başarılı, çok beğenilesi bir parfüm. Terre d'Hermes' e göre genele daha fazla hitap edebilen bir ürün. Ağır, bayık, sıkıcı değil, tam anlamıyla olmuş ideal bir maskülen. 


Bende kalıcılığı ortalama, fark edilirliği ortalamanın biraz altıydı. Gün içinde bir ya da iki kez tazelemek iyi olacaktır. Yaş dışında her zaman, her ortamda kullanılabilir. Terre'ye göre daha oturaklı yapısından dolayı hedef yaş grubu 40 ve üzeri. Ama ağır olmayan yapısı sayesinde ben 25 ve üzerinin de rahatça taıyabileceğini düşünüyorum. Tabi siz yine de 30 altıysanız körlemesine almayın. Benim de favorilerimden olan bu parfümü, adam gibi maskülen parfüm arayanlara şiddetle tavsiye ediyorum. foto: whatmenshouldsmelllike.com

Comme des Garçons - Comme des Garçons White (1995)

"beyaz bir şişenin içinde pembe/kırmızı bir sıvı gibi hayal edin. Buruk, ekşi, mayhoş, kuvvetli.."



Üniseks olarak sunulmasına rağmen oldukça feminen olan ve bir kadın parfümü karakteri çizen white, içinde bir miktar erkek parfümü nüansını da barındırdığından incelemeyi veriyorum. yoksa bu parfümü %70 standart bir kadın parfümü gibi kabul etmek gerek. Baharatlı odunsu tipteki parfüm, dolgun ve orjinal kokuya sahip. 

CDG White' ın harmanı:

nar, kadife çiçeği, biber, kişniş, kakule, inci çiçeği, beyaz gül, tarçın yaprağı, karanfil, muskat, vanilya, kara buhur, amber, sedir, kabe samanı 

notalarından oluşuyor. Harmanda üst, orta, alt bilgileri verilmemiş. Ama şöyle bir bakınca zaten o sıralamaya göre verilmiş olduğunu anlayabilirsiniz. Üstte nar, kadife çiçeği, biber, kişniş, ortada çiçekler ve baharatlar, altta da odunlar ve reçineler. Klasik bir yapı. Başarılı bir yapı. Harman oldukça dolgun, kuvvetli, kadın parfümlerinde sıkça görülebileceği üzere köşeli ve dikkatli dozajlanmazsa burnu yorabilecek cinsten. Dozaj konusunda oldukça hassas ve az miktarda kullanmak daha iyi oluyor. Biraz hırçın bir yapıda ve kolay kolay da yumuşamıyor. Notalarda genel bir sentetiklik olmasa da çok alışılageldik doğal bir kokuya sahip değil. Zaten çoğu cdg parfümü de böyle, farklı temalı ürünler. 


Kokusu oldukça farklı olan white'ı; beyaz bir şişenin içinde pembe/kırmızı bir sıvı gibi hayal edin. Buruk, ekşi, mayhoş, kuvvetli. Açılışı oldukça kuvvetli bir karanfil, kakule, kişniş, gül, kadife çiçeği şeklinde. Notalar doğal kokmakla beraber oldukça köşeli ve vurucular. Kadife çiçeği, kakule ve kişniş burukluk ve baharatlılığı harmanlıyor. Açılış patlamasından kısa süre sonra kakule genel olarak kokuyu hakimiyeti altına alıyor. Sonra yavaş yavaş nar vurmaya başlıyor. Nar çok güzel kullanılmış, kıpkırmızı ekşi bir nar kokusu değilde, tatlımsı ekşimsi nar meyveleri yanına, kabuğunda beyaz kısımların buruk kokusunu da ekleyin. Böyle bir karışım. Bu bakımdan John Varvatos' un bize hurmaya yaşattıklarını, cdg bize nar ile yaşatıyor. Bu orjinal ve zevkli bir yaklaşım olmuş. 

Kokuya dönersek bu kakuleli, kadife çiçekli, narlı buruk ve mayhoş karışım, araya biberin de hafif keskinliğinin eklenmesiyle uçana kadar böyle devam ediyor ama narın kırmızı tatlılığı zamanla azalarak. Alttaki tatlı reçineler ve diğer notalar pek etkin elemanlar değiller. Şu aşamada kokuyu zihninizde canlandırmanın zor olduğunu biliyor ve hemen size yardımcı oluyorum. Beyaz şarapta bekletilmiş nemli odun, şişe mantarı kokusu gibi kokuyor. Buna hafiften nar kabuklarının mayhoş, buruk kokusunu ilave edin işte size cdg white. Genel koku karakteristiğiyle bana her zaman beyaz şarabı anımsatan bir koku oldu. Bu bakımdan farklı gerçekten farklı bir kadın parfümü olarak oldukça başarılı. Bir erkek içinse çok kısıtlı zamanlarda az miktarda kullanılabilecek farklı bir parfüm. Günlük kullanabileceğinizi zannetmiyorum. Kendine has kokusu zihinlerde unutulmayacak gurme bir ürün. 

Özetle cdg white, yoğun ve burnu yorabilen kuvvetli yapısına rağmen, akıllı kullanımlarla kullanıcısını öne çıkarabilecek gurme bir ürün. Kendinizden ziyade eşinize, bayan arkadaşlarınıza almanız daha iyi olabilir. L'anachiste ile birlikte kullandığım en farklı ve kolay kolay unutulmayan karakteristik kokuya sahip parfümlerden bir tanesi.  Trüf'lü pate gibi düşünün; seveni çok sevecektir, ama büyük bir kısmın beğenileri için fazla farklı bir ürün.

Fark edilebilirliği ve kalıcılığı bende ortalama altıydı. Fakat kişiye göre bu değerlerin çok değişken olacağını seziyorum. Uygun yaş grubu 25 ve üzeri. Soğuk sonbahar günleri ya da en iyisi kış mevsimine uygun. Gün içinde kullanılabilse de çok yakın temasın olmayacağı akşam ve gece ortamlarında parlayacaktır. Biraz daha sakin ve dizginlenmiş bir harman yapılabilseymiş daha geniş bir kullanım skalası olabilirmiş. Ağır olmayan ama gövdeli parfümleri seven kadınlar için farklı bir tercih olarak iyi bir parfüm, alabilirsiniz. Erkek kullanıcılara ise ancak çok farklı ve özel parfümlere meraklı kişilere tavsiye edebilirim. Bunun dışında kalan genel kitle için biraz fazla farklı kalacaktır. Kesinlikle körlemesine alınacak bir ürün değil.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Creeed - Orange Spice (1950)

İncelemeye geçmeden önce parfümün çıkış tarihine bakıyoruz ve sırıtıyoruz. Eski karakterli parfümleri sevdiğimizden değil, o dönemden beri üretilen parfümlerin genel kalite çıtasını bildiğimizden heyecanlanıyoruz. Peki nasıl, orange spice da kaliteli mi, sonuçta az bilinse de bir Creed değil mi? Bakalım.

"Gayet oturaklı, maskülen bir erkek kokusu.."  


Orange Spice' ın harmanı:

üstte: bergamut, portakal
ortada: neroli(tunus portakal çiçek yağı)
altta: baharatlar, amber

notalarından oluşmakta. Son derece sade bir harman evet, ama Creed' in bize harman konusunda bütün söylediği bu. Harmana göre turunçgil/hafif oryantal tipi bir koku. Kokusuna gelmeden önce harmanını değerlendirirsem, parfüm tam anlamıyla gerçek bir Creed kalitesinde harmana sahip. Smw'yi, himalaya' yı tüm o ikinci sınıf creedleri unutun. Bu, bdp kalitesinde bir parfüm. Harman ne çok sade, ne çok kompleks gibi. Tam kıvamında. Notaların doğallığı da gayet güzel. Köşeleri olmayan, oturmuş, rafine, homojenize bir harman.

Kokusuna gelirsek; creed' e göre orange spice, uniseks yapılı, turunçgillerin canlılığında, taze ruhlu canlı bir parfüm. Külliyen yalan..

Bu tanımlamayı kim yapmışsa o sırada kafası güzelmiş anlaşılan. Çünkü parfüm kesinlikle üniseks bir parfüm, hele hele taze, turunçgil hafifliğinde değil. Gayet oturaklı, maskülen bir erkek kokusu. Babaanneniz için bile fazla maskülen. Peki deminden beri sizden sakladığım konu olan kokusu nasıl? Kapağını açıp bileğinize sıktığınızda ağzınızda çıkacak cümle şu: "Aaa kouros yahu bu!" Aslında kouros bu yahu, çünkü orange spice, kourostan 31 sene önce piyasaya sürülmüş. Dolayısıyla kopyacı olan yves saint laurent. Şimdi Kouros dedim diye mızıkçılık yapıp, ben sevmem diye gitmeyin. Çünkü bu olabilecek en güzel kouros. Hemen bakalım.


Parfümü sıktığınız andan itibaren tüm notaları, tek tek canlı ve somut biçimde algılayabiliyorsunuz. Kourostaki o hafif pudramsı, balımsı nüans bunda da aynı şekilde var ama daha yumuşak, az ve sevilebilir şekilde. Çok benzemelerine rağmen arada bazı ufak farklar var. Kouros hemen işin, ballı ve yoğun miskli hayvansı yanına kaçarken, creed bu konuda daha sakin ve efendi davranıyor ve hem tatlılığını üstteki turunçgil notalarıyla güzelce dengede tutuyor, hem de misk yerine amber içererek yine erkeksi fakat fazla hayvansal olmayan daha temiz bir koku sunuyor. Yani ikisini aynı koku olarak düşünürsek, kouros 20'lerinde bir 80'ler serserisi iken, orange spice 45'lerindeki bir beyefendi gibi. Dilimin ucuna sanki daha iyi bir kouros demek geliyor olsa da tam olarak öyle değil, çünkü ne olursa olsun birebir aynı değiller. Hassas bir burun aradaki karakter farkını kolayca ayırt ediyor. O tanımlamayı yapamasam da, orange spice için; kouros' un filtreden geçirilip kirli ve yoğun taraflarının arındırılmış bir hali dersem çok güzel tanımlamış olurum.

Kouros' u serseriye, bunu bir beyefendiye benzettim ama, kullanım konusunda da tam tersi. Kouros hırçın, baskın ve rakip görmez yapısıyla onu taşıyabilecek yaşça olgun insanlara daha uygunken, orange spice nispeten daha erken yaşlarda kullanılabilecek kadar sakin ve oturmuş karakterde bir koku.

Özetle; kouros'un mükemmel ve çok daha beğenilip, rahatça kullanılabilecek bir hali olan, her açıdan çok başarılı, olmuş bir maskülen parfüm. Sert değil, ağır değil. Bayık hiç değil. Creed' in en başarılı ve adam gibi parfümlerinden bir tanesi. Piyasadaki onlarca kokuya, parfüm böyle olur diye tokat atacak, yüzlerini kızartacak bir ürün.


Fark edilirliği ortalama altı, kouros gibi azgın bir hayvan misali ben buradayım diye bağırmıyor. Teninizde güzelce asılı kalıyor. Kalıcılığı ise oldukça yüksek. En uygun yaş grubu 35 ve üzeri. Ama maskülen parfümleri taşıyabilen daha genç kişiler tarafından da sorunsuz kullanılabilir. Yaz ve ilkbahar dışında her zaman, her ortamda kullanılabilir. Bu çok başarılı creed parfümünü kaçırmamanızı ve mutlaka koleksiyonunuza eklemenizi tavsiye ederim. Tam bir rafine.

Guerlain - L'instant de Guerlain Pour Homme (2004)

Merhaba sevgili okuyucular, bir süre aradan sonra tekrar yeni bir incelemeyle dönüş yaptım. Bazı okuyucularım incelemelerim arasında neden bu kadar uzun süre olduğunu sormuşlar. Bildiğiniz üzere saklınotalar projesinin yanında, ilave olarak Tıraş Keyfim'i de yürütmeye çalışıyorum. Beni bir süredir takip edenlerin bildiği üzere yazdıklarımı detaylı ve derin hazırlamayı tercih ediyorum. Genellikle bu şekilde kapsamlı bir inceleme yazmak için biraz da kendinizi ve zihninizi hazırlamak gerekiyor. Günlük hayatın stresi ve iş hayatının yoruculuğunu da düşünürsek bazen isteseniz de uzun bir yazı yazacak mecaliniz kalmayabiliyor. Aslında bugün de yorgun olmama ve sabahtan beri baş ağrısı çekiyor olmama rağmen, bana mail atan komşularımı kıramadım. L'instant ile başlayalım. 

"kakao bu kadar yoğun ve sentetik olmadan doğal haliyle kullanılıp biraz da vanilya ile desteklenseymiş yapmak istenen elde edilebilirmiş.." 



2004 çıkışlı, modern felsefeli Guerlain parfümümüz yumuşak yapılı bir baharatlı odunsu. Genel yorumlarının oldukça iyi olduğunu görebilirsiniz ancak bende fazla iyi bir intiba bırakamadı. 

L'instant de Guerlain' in harmanı: 

üstte: anason, yasemin, limon, greyfurt, bergamut
ortada: silhat, lavanta, çay, sandalağacı, sedir, kakao
altta: misk ve gülhatmi

notalarından oluşuyor. Çocukken renkli yapraklarını koparıp zarlarından ayırarak, alnımıza, yanaklarımıza yapıştırdığımız gülhatmi çiçeği parfüm dünyasında sık kullanılan bir nota değil. Aynı şekilde orta harmanda kakao' da çok yaygın değil. Şimdi, parfüm baharatlı odunsu olarak tanımlanmış olmasına rağmen, daha ziyade bir gourmand karakteri çiziyor. Ama yumuşak ve dizginlenmiş bir gourmand. Kağıt üzerinde üst harman oldukça çekici görünüyor değil mi? Anason, yasemin ve bir sürü turunçgil. Ne yazık ki gerçek hayatta bu kadar iyi değil. Turunçgiller pek parlak ve canlı olarak kullanılmamış. Ortadaki kakao o kadar yoğun ve sentetik kullanılmış ki tüm kokuyu boyunduruğu altına alıyor. Benim de pozitif yorumlara katılmamamın en önemli sebebi bu. Harmanda alışıldık guerlain kalitesi yok ve genel olarak oturmuş bir harman izlenimi vermiyor.

Kokusuna şöyle bir değinirsem; açılış kuvvetli ama bayık tatlı olmayan buruk bir kakao ve gülhatmi ile başlıyor. Greyfurt hafif eşlik ederken, limon ve bergamut çok hissedilmiyor. Yasemin ve anason da çok derinlerde. Yani ağır olmayan, çiçeksi, acımsı kuru kakao kokusu. Ne yazık ki bu kuru ve acı kakao baştan sona parfümü eziyor. Bana göre oldukça köşeli hatlara sahip olan kokusu beni memnun etmedi. Sandal ağacı misk yavaş yavaş kokuyu yumuşatsalarda yeterli olamıyorlar. Ayrıca baştaki turunçgillerin kendilerini gösterme çabaları ile kakao ve anasonun buruk kapatıcılığı tezat oluşturuyor. Yani parfüm, bir taze, bir gourmand, bir çiçeksi, bir oryantalimsi odunsu olmaya çalışıyor.. Homojenize uyumlu bir akış yok. 

Eğer sorarsanız ki, bu kadar ince analiz etmeyecek olsak, sadece koku olarak rahatsız eder mi? Açıkçası ortalama bir parfüm kullanıcısı kokuyu yumuşak bir gourmand olarak kabul edip kullanabilir. Ama burnu biraz tecrübelenmiş bir kullanıcı kokudaki kararsızlığı fark edecektir. Bundan olacağı rahatsızlığın seviyesi de tamamen kullanıcının deneyimine bağlı. Bana göre; kakao bu kadar yoğun ve sentetik olmadan doğal haliyle kullanılıp biraz da vanilya ile desteklenseymiş yapmak istenen elde edilebilirmiş.


Özetle; derby, mdm, hatta vetiver gibi parfümlerini düşündükten sonra Guerlain' ın bu parfümü ticaret kaygısıyla kaliteye fazla önem vermeden ürettiğini düşünüyorum. Çok kötü bir parfüm değil, ama alacağınız herhangi bir dkny, diesel, burberry parfümünden de başarılı değil. Malum bu bir guerlian; insan biraz beklentiye giriyor. Üzerinde etiketi olmasa, guerlain demez, ucuz bir gourmand olarak düşünürdüm. 

Ağır olmayan yapısıyla hafif gourmand arayanlar için yaş grubu 25 ve üzeri derim. Kullanım zamanı olarak sonbahar, kış ve akşam saatleri öneririm. İncelemesini verdiğim edt versiyonunun fark edilirliği ortalama, kalıcılığı kötü idi. Beni hayal kırıklığına uğratan bu parfümü beklentilere giren deneyimli parfümseverlere önermem. Hafif ve baymayan gourmand arayan kişilerse bir deneyebilirler.