24 Ocak 2017 Salı

Serge Lutens - Ambre Sultan (2000)

"aromatiklerle bezeli, kibar bir amber teması.."


Parfümümüze geçmeden önce biraz Serge Lutens'den bahsedelim. Kendisi aslında parfümeri alanında uzman olmayan ve bu işlere nispeten yeni girmiş bir isim. Bir burun da değil, parfümlerini endüstrideki bilinen burunlara hazırlatıyor. Ancak çok yönlü ve çok başarılı bir adam. Fotoğrafcılık, makyözlük, ürün tasarımı, yönetmenlik gibi çalışmaları var ve hepsinde kayda değer başarılar elde edebilmiş bir adam. 

Serge Lutens
Yıllar içerisinde yaptığı çevresi bir şekilde Japon kozmetik firması Shiseido'nun dikkatini çekmiş olacak ki 1980 yılında ona beraber çalışma teklif edip çeşlitli kozmetikler ve ürün kutusu tasarımları yaptırmışlar, ayrıca reklamlar hazırlatmışlar. 82 yılında ise Shiseido ile ortaklaşa ilk parfümünü çıkarıyor, tabi parfümü yaratan kendi değil. Bu birkaç çalışma daha devam ettikten sonra 2000 yılında kendi parfüm evini kuruyor ve Christopher Sheldrake ile birlikte ürün gamını hazırlıyor. Sheldrake şu an Lutens'in ürün gamının birkaç tanesi hariç hemen hepsini hazırlamış olan kişi. Aslında markanın adı Christopher Sheldrake de olabilirmiş yani. Lutens bugün kendini niş bir marka olarak kabul ettirmiş, hala Shiseido'nun alt markası olarak çalışan ve 80'e yakın parfümü olan bir marka.


Evet, marka ile ilgili temel bilgileri verdikten sonra parfüme geçebiliriz. Ambre Sultan, adından da tahmin edebileceğiniz üzere kehribar(amber) temalı bir parfüm. Üniseks bir parfüm. Tür olarak baharatlı oryantal tipi olan parfüm aslında biraz daha zorlansa aromatik oryantal adı altında yeni bir türün oluşmasına yön verecekmiş. Peki bu yeni yetme "niş" marka bu parfümde neler çıkarmış? Önce bir hamana bakalım.

Ambre Sultan'ın harmanı:

kişniş, sandalağacı, defne yaprağı, silhat, melekotu, reçineler, mürrüsafi, amber, mercanköşk, mersin, asilbent(benzoin), vanilya

notalarından oluşuyor. Notaların yerleşimleri verilmemiş, ancak bakınca neyin nerede ortaya çıkacağı az çok belli. Aromatikler ve otsular yukarıda, reçineler orta ve altta, vanilya altta. Zaten kokusu da bu yönde. Esansların yapısı gereği koku yerleşimleri bu şekilde olabiliyor. Harmanın genel kalitesi başarılı, sentetik, rahatsız edici nota yok. Notalar olabildiğince doğal halleriyle kokuyorlar ama birinci sınıf değil. Özellikle niş bir parfüm olduğunu bilmeden kullansanız pek aa bu Serge Lutens demezsiniz. Yine de güzel uyumlu, köşeli olmayan, yumuşakbaşlı bir harman. Fakat biraz kapalı bir harman. Pek vurucu, açık değil. Bir edp niş üründe insan daha dolgun ben buradayım diyen esans bekliyor. Burada bunu bulamıyorsunuz.


Kokuya gelirsek, açılış vanilya, öd, hafif odunsu hafif kirli ve ilaçsı şekilde. Başta harmanda net şekilde öd ve misk olduğunu düşünmüştüm. Sonra açıp bakınca öd olmadığını görünce şaşırdım, kişniş ve defne yaprağının karışımı ve belki tam nasıl koktuğundan emin olamadığm melekotu aynı bildiğimiz öd esansını andıran bir koku verebiliyor. Tatlı, ilaçsı, az acımtırak bir açılış. M7 Fresh gibi. Fakat bu yumuşak, kaliteli, biraz kuru ve pudramsı şekilde. Çok kısa süre sonra ilaçsılık kayboluyor, defneyi algılıyorsunuz, kişnişin acı kokusu net şekilde hissediliyor. Vanilya henüz altta. Reçineler denmiş ama mürrüsafi de bir reçine zaten, ben onun kokusunu almadım. Kehribar hafif ılık pudramsı şekilde kokuyu tatlılaştırıyor. Harika kokulu bir balzam olan asilbent ilk açılıştaki tarçıni tatlı kokusundan sonra kayboluyor, daha çok duymayı beklerdim ama alamadım. 


Bu ilk tatlı, ilaçsı, kuru ama yumuşak açılışın ardından defne ve mercanköşkün aromatik kokuları oldukça ön plana geliyor ve bir oryantal parfümde alışık olmadığımız şekilde tatlı reçine kokularına eşlik ediyorlar. Bu hiç de fena olmamış ve biraz daha uğraşılsa aromatik oryantal türü doğabilirmiş. İlginç ve hoş bir ikili. Bu koyu yeşil aromatik tatlı koku açılıştan hemn sonra başlayıp bir süre devam ediyor. Bu süreçte de hala köşelilik, rahatsız edici bir durum yok. Bu süreçte defne, mercanköşk dolgun ama rahatsız etmiyor. Bunlara destek olan reçinemsi tatlılık gayet hafif, iç bayan klasik oryantal tatlı reçinesi durumu yok. Gayet dengeli ve uyumlu. Bir saat sonra aromatik baharatlı kısım uzaklaşıyor ve çok efendi baymayan şekilde devam ediyor. Başta aromatikler ve baharatlar önde, kehribar ve reçineler arkadayken, şimdi tam tersi olmaya başlıyor. Ve vanilya giderek kendini daha ön plana çıkarıyor. Gayet güzel bir vanilya kokusu. Kehribarın ılık tatlılığıyla güzelce birleşiyor ki en temel parfüm klasiklerindendir. Açılışın ilk birkaç dakikası sonrasında başlayan yumuşak, sakin ve nazik yapı parfüm uçana kadar bu şekilde devam ediyor. 


Özetle;  kokusunun özeti aromatiklerle bezeli, kibar bir amber teması. Biraz kuru, biraz pudramsı ama çok yumuşak. Serge Lutens burada herkesin bu tarz parfümlerinde yaptığı şekilde tatlı notalarla bezeyip klasik bir oryantal yaratmak yerine ambere farklı bir dokunuş yapmış. Baharatlarla, otlarla, defneyle hafif nüanslar vererek sıkıcılığını almış. Çünkü amber, parfümerideki en donuk, statik harmanlardan birisi. Güzel ve hoş da bir parfüm olmuş. Özellikle amber'e meraklı olup da çok pudramsı, tatlı fazla sıcak parfümlere gelemeyip, daha modern bir şey arayanlar çok sevecektir. Fakat en baştaki soruma gelirsek yani bu bir niş olmuş mu? Bence hayır. Adam akıllı üst düzey parfümlerdeki kalite ve ustalığı, esans kalitesini bu parfümde bulamadım. Koku karakteri olarak farklı bir şeyler yapılmış olmakla birlikte 3 gün sonrasında parfüm adına aklımda ciddi bir şeyler kalacağını zannetmiyorum. Benim için biraz fazla tekdüze olmuş. Bu kötü anlamına gelmemeli, ama beklentim daha yüksekti. Bir Montale, Mancera, Creed kalibresinde değil. Daha arada kalıyor. 

tüm harmana hükmedecek tek bir esans

Fark edilirliğine gelince bu tarz bir edp'den beklenmeyecek şekilde bence vasattı. Tene yakın kalıyor, esans oranı bir tık daha dolgun olabilirmiş. Aralarda çok hafif kendini yakın planda belli etse de genel olarak duymuyorsunuz. Kalıcılık da aynı şekilde yetersiz 4 saat sonra hafif amber vanilya karışımı harici çok birşey kalmıyor sonrasında ise klasik vanilya ile veda ediyor. Vanilya haliyle çok kalıcı tenimde 30 saat sonra hala alabiliyorum kendisini. Gerçek bir üniseks her iki cins de rahatça kullanabilir. Yaş grubu olarak herkese gideceğini düşünüyorum. Yaz harici üç mevsime uyumlu olacaktır. Zaten bu fiyatta parfümleri kullanmaya başlamış ve burnunu geliştirmiş bir insansanız benim gibi bir yavan ve yetersiz bulma şansınız var. O sebeple özellikle öerebileceğim bir parfüm değil. Amber temalı modern, az tatlı bir oryantal arıyorsanız bir şansı verebilirsiniz. 


Bu arada annemin sağlığıyla ilgili olarak iyi niyetleriniz için herkese teşekkür ederim.

24 Kasım 2016 Perşembe

Yakında yayına dönüyorum

Merhabalar, bu sene tam yeniden yazmaya başlayayım derken, şubatta yazdığım son incelememden bir ay sonra, annemin akciğer kanserine yakalandığını öğrenmemle başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Haliyle insanın gözü ne parfüm ne başka bir şey görüyor bu süreçte.

Şükür ki hastalığı atlattı kendisi, ama bu süreçte kendisi de, bende bir başımıza çok sıkıntılı zamanlar geçirdik. Bir terslik olmazsa önümüzdeki ay önlem amaçlı son kemoterapi kürünü alıp bundan sonra sadece kontrollere gidecek. Ben de kafam açılınca yazmaya devam edeceğim, özledim yazmayı gerçekten.

20 Şubat 2016 Cumartesi

Hermes - Eau des Merveilles (2004)

"normal şartlarda burnunuzu teninize dayamadığınız durumlarda kokusunu almıyorsunuz.."


Bazı kadın takipçilerim hiç kadın parfümü incelemiyorsun diye çemkiriyorlardı bana, hem blogun erkek parfümü üzerine olduğu hem de bir erkek olarak kadın parfümlerinde yetkin olamayacağımı söylememe rağmen açıklamalarım pek yetmiyordu. Alın size kadın parfümü inceleme. Gerçi Eau des Merveilles her ne kadar bir kadın parfümü olarak sunulsada bence tam bir üniseks parfüm ki zaten bu yüzden incelemesini veriyorum. İncelemesini verdiğim bu parfüm 2004 çıkışlı odunsu oryantal olarak kategorize edilen (ki bence alakası yok ne koku ne harman içeriği olarak) modern bir parfüm. Parfüm hafif ve sucul yapılı bir parfüm. Odunsu yapısı baharata göre daha önde. Zaten adı da yaklaşık olarak "su harikalar diyarı" gibi bir manaya gelmekte. Hermes bu parfümü günışığında yıldızları gören bayanlara adıyormuş. Parfüm benim şimdiye kadar hermes'in denediğim en vasat parfümü. Parfüm siteleri bile şöyle paradoksal böyle konstrastlı diye gazellemişler kendisine ama, bana göre abartılmış parfüm. Biliyorum bam diye girdim ama, gerekçelerim var. Bu sefer sağlam geldim, okudukça göreceksiniz. Önce bir bakalım.

Eau des Merveilles' in harmanı:
üstte: portakal, limon, elemi
ortada:amber reçinesi(kehribar), menekşe, pembe biber, kara biber
altta: köknar, meşe yosunu, sedir, madagaskar kabe samanı
 
 
notalarından oluşuyor. Harman hafif bir harman gördüğünüz gibi. Ama bunun reele yansıması daha da sade, harmandaki notaların yarısı neredeyse duyulmuyor. Zaten son derece hafif, çok düşük konsatreli bir parfüm. Asla bir oryantal gibi düşünmeyin, acqua di gio gibi bir sucul düşünün ama çok daha zayıfı. Esans olarak oldukça fakir. En azından sentetiklik yok, notalar doğal kokuyorlar. Öyle notalar arası geçişlerden, birbirlerini ezmelerinden vs bahsetmeyeceğim çünkü ciddi anlamda zayıf bir harman. 
 
 
Kullandığım en silik harmanlı parfümlerden bir tanesi. Şimdi diyeceksiniz ki "e bu kadın parfümü, senin teninde öyle olmuştur, yoksa çok güzel koku." Hayır efendim, bu kadar kötü bulunca acaba sıkıntı bendemi diye görmek için 3 farklı bayan arkadaşıma da denettirip tenlerinde nasıl olduğuna baktım. Sonuç aynı, hepsinde harman son derece silik ve zayıftı. Normal şartlarda burnunuzu teninize dayamadığınız durumlarda kokusunu almıyorsunuz. Bazen çok nadir olarak kendini belli ediyor, ama gerçekten nadir. Özetle harmana otur sıfır diyorum.
 
Peki koku. Bari koku güzel olsun. Arkadaşlar kokunun özeti; Çok hafif portakallı limoni bir sucul kokuya eşlik eden yarı metalik karabiber. Yani şöyle özel, böyle süper, eşsiz vs diye tarif edilen bir koku bundan daha büyük bir hayalkırıklığı yaratamazdı herhalde. Kokunun sönüklüğü yetmiyormuş gibi, kokunun kendisi de son derece basit, tekdüze, amatörce ve sıkıcı. Buna benzeyen pazarda onlarca parfüm var. Benim tenimde yukarıdaki açılış oluyor. Portakal yok gibi çok hafif açılışta, menekşe de öyle. Amber %5 gibi meyvemsi bir amber. Meşe yosunu yok. Sedir, kabe samanı ve köknar amberle birleşip çok hafif taze odunsu bir koku veriyorlar ama o da toplam kokuya oranı %10-20'yi geçmiyor. Kalan hep aynı sulandırılmış portaklımsı limoni bir koku ve biberli odun. Yine sorun bende mi diye diğer 3 arkadaşımda baktığımda, üçünde de aynı şekilde açılış ve gidişat gördüm. Bir tanesinde açılışışta portakal daha çok belli oluyordu ama esansı o kadar düşük ki 1 dakikada gidiyor portakal.  Bir diğerinde orta harmandaki menekşe parfüm otururken hafiften belli oluyordu. Bir diğerinde benim çok sevdiğim elemi açılışta hafif meyvemsi tatlılık veriyordu. Ama o da portakal gibi silik. Dördümüzde de temel koku aynıydı. Limoni bir sucul odunsu.
 
 
Kokan koku kötü değil; çok hafif, yumuşak, ferah bir sucul odunsu koku, hepimiz hemfikir olduk. Sedir ve köknar kaliteli.  Kızların üçü de kokuyu beğendi ama yine üçü de son derece zayıf olduğunu, ve basit bir koku olduğunu da söyledi. Yani gördüğünüz üzere kendim dışındaki kişilerin düşüncesi de aynı oldu. Kokuyla ilgili temel eleştirim kötü olması değil fazla basit olması. Hele bahis konusu hermes ve onun çok övülen bir parfümü olunca. Harmanla birlikte koku da böyle basit ve sönük olunca e bende kendimde buna çok abartılmış bir parfüm deme hakkını görüyorum. Harmanı kuvvetli bile olsaymış bu basit kokuyla yine pek özel olamazmış. Köknar sedir kombinesi lezzetli bir uyum oluştursa da, ara gövdeler zayıf, açılış da sönük olunca çabuk sıkıyor. Bu harmanla daha çok çalışılabilirdi biber geriye alınıp odun biraz öne alınabilirdi. Çok hafif sandalağacı ile sağlamlaştırılabilirdi. Açılışa bergamut eklenerek parlaklığı arttırılabilirdi. Bir de turnçgiller daha yüksek esans oranında kullanılabilirdi. Orta harmana nergis ya da hanımeli notası da eklediniz mi alın size harika bir hafif kadın parfümü olurdu. Böyle çok basit kalmış. Bir de şunu fark ettim; parfüm oldukça ten seçen, anı anına uymayan bir parfüm. Günün farklı zamanları bile aynı tende ufak değişimler gösteriyor. O yüzden kör alışa asla uygun değil. Teninize uyup uymadığını görmeniz lazım.
 
Özetle; hermes'e hiç ama hiç yakışmayan çok basit, sıradan, vasat bir parfüm. Sevilecek bir yanı h,ç mi yok diye düşünüyorum, nisbeten doğal bir harman içermesi ve parfümünün tenine çok yakın kalmasını seven çok hafif, yok gibi olan parfümleri sevenler için olabilir belki. Hadi basit minimalist kokusu çekilir de, bu kadar silik harman kabul edilemez. Olmamış Hermes, olmamış. Parfümün kendisinden çok pazarlamasına uğraşılmış.


Fark edilirlik dediğim gibi çok kötü. Kalıcılık derseniz o da düşük benim tenimde 3-3,5 saat civarıydı ki bu kadar cılız esanslı bir parfümden fazlasını beklemezdim zaten, 3 saate bile şaşırdım açıkcası. Her yaş grubuna uygun. Tam uniseks yapılı olmasıyla hem kadınlar, hem erkekler tarafından sorunsuzca kullanılabilir. Hafifliğiyle 4 mevsim kullanılabilir. Günün her vakti olsa da ferah karakteriyle günün erken saatlerinde daha iyi olabilir. Paranızı ziyan etmemenizi tavsiye ettiğim parfümlerden. Sedir köknar kombinesini çok seviyorsanız bunu iyi kombinelemiş bir parfüm olarak düşünebilirsiniz diyeceğim ama fiyatını düşününce kokusunun zayılfığını gördüğünüzde bana kızmayın.